Kitaplar

 

Ana Sayfa
English
Kimdir
Hakkında
Söyleşiler
Kitaplar
Yazılar
Linkler
Defter
Aile
İletişim

 

Günden Önce

Şiir

 

1. baskı / Yazko / Ekim 1985

 

 

 

 

Yaz Evi

Öykü

 

1980’lerden bu yana birçok romancı adını duyurdu ama  “genç romancı” denir denmez Orhan Pamuk geliyor akla. Son yıllarda kendilerinden söz ettiren genç hikâyecilerin sayısı az değil ama “genç hikâyeci” denince hemen akla gelen bir ad yok. Daha doğrusu yoktu. Mehmet Saçlıoğlu’nun 1993 yılı “Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü”nü  Vüs’at O Bener’le paylaşan kitabını, Yaz Evi’ni okuduktan sonra benim için artık öyle bir ad var: “Genç hikâyeci” denince “Mehmet Saçlıoğlu” gelecek aklıma.

Çala kalem yazanların çoğunlukta olduğu ülkemizde dilin önemini bilen, yazdığı her cümle üzerinde titizlikle çalıştığı belli olan bir hikâyeci var karşımızda. Saçlıoğlu, bir kültür birikiminden güç aldığı belli olan hikayelerinde, alışılmış hikâye’nin sınırlarını zorluyor; zaman zaman gizemli, zaman zaman “humour”a dayanan hikâyelerinde hep yeninin ardında: yeni benzetmeler buluyor, yeni ruhsal durumlar yaratıyor; sıra dışı olayları, durumları seviyor, bunları sıra dışı bir anlatımla dile getiriyor. Amacı belli: Aleladeliğe düşmemek, dile dört elle sarılmak- hep edebiyat hazzı vererek...

“Bir Yaz Evi”, “Pencere Önümün Yolcusu”, “Kızım” gibi hikâyelerini okuduktan sonra (Ataç gibi söyleyeyim) zarımı Saçlıoğlu için atıyorum.

 

Fethi Naci

Ekim 1994

Yaz Evi 1. Basım kapak arkası

 

1. baskı / Cem Yayınevi / Kasım 1994

2. baskı / Cem Yayınevi / Haziran 1995

3. baskı / Can Yayınları / 1997

4. baskı / İş Bankası Kültür Yayınları / Ağustos 2002

 

 

 

Beş Ada

Öykü

 

“Yaz Evi” adlı ilk kitabıyla, “1994 Sait Faik Hikaye Armağanı”nı alan Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Beş Ada’da alışılagelen öykü kitaplarından farklı bir toplamla çıkıyor okur karşısına. Her biri tek başına var olma, yaşama gücüne sahip öyküler, yan yana geldiklerinde ayrı bir bütünlüğü ve boyutu sergiliyor. Okuduğunuzda bunun bir rastlantı değil, yazarın seçimi olduğunu göreceksiniz. Biri, kitabın başında, öbürü sonunda yer alan, sanatsal yaratı ve bilimsel arayışa ilişkin iki masal, kocaman bir parantezin iki ucu sanki. Saçlıoğlu, kitabın geriye kalan dokuz öyküsünü bu büyük parantezin içine yerleştirerek, hem arayışlarında nereye varacağı kestirilemeyen yaratıcı insanlık serüveninin tümünü hatırlatıyor bize, hem de kendi öykülerini nasıl konumlandırdığının ipuçlarını veriyor. Kuramsal birikimiyle hayat deneyimlerini ve gözlemlerini; düşünsel olanla duyumsal olanı birbirinin içinde eriterek akıtıyor öykülerine. Bilinçle bilinçaltını, gerçekle fantastiği harmanlıyor. Kimi kez plastik sanatlardan, kimi kez deneme türünden ödünç aldığı olanakları öyküleri için seferber ederek yapıyor bunu. “birinci Masal”da tüm sanatlar arasında önceliği söz sanatlarına vermesi boşuna değil. “Önce söz vardı”yı unutmadan, bu sözün hakkını vererek yazıyor öykülerini.

 

Nursel Duruel

1997

Beş Ada 1. Basım kapak arkası

 

1. baskı / Can Yayınları / 1997

2. baskı / İş Bankası Kültür Yayınları / Ağustos 2002

 

 

 

Rüzgâr Geri Getirirse

Öykü 

 

 

“ “İki suyun arasındaki zaman aralığı düşündürdü beni...” Bu cümle, aslında Saçlıoğlu’nun tüm öykülerini açan bir anahtar gibi. Zaman ve yaşattıkları ya da yaşatamadıkları. Zamanla törpülenişimiz, zamandan edinimlerimiz ve zamanla yitirdiklerimiz. Artık geçmiş zamanda kalanları o geçmişteki halleriyle, çoğu kez boşuna bir çabayla, bugünde var etmeye yönelik bütün o acınası girişimler. “Yazdıklarımızın Zaman’a dayanması, Rüzgâr’a dayanmasıyla aynıdır...” diyor yazar.Sanki öykülerin tamamının odak noktası, çok, çok eski, aynı zamanda da en ileri ölçüde modern bir kader anlayışı. Mutlaka her hangi bir zamanın içinde doğan ve yine mutlaka herhangi bir zaman parçasıyla sınırlanan insanoğlunun, kendisinden çok önce başlamış bir sonsuzluk nehrine kendi yaşantısından bıraktıkları. Daha doğrusu, bırakabildikleri. Kimi zaman ise, bırakamadıkları: “Lütfen gidin bizim eve. Bir an önce toparlanın gidin. İki yıldır açılmadı. İçinde yaşanmayan ev çabuk ölür...” Öyle sanıyorum ki, bu öykülerde dile gelen zamanlara kulak verebilenler, kendi kişisel tarihlerine yelken açmanın farklı boyutlarıyla zenginleşeceklerdir.”

 

Ahmet Cemal

Ağustos 2002

Rüzgâr Geri Getirirse 1. Basım kapak arkası

 

1. baskı / İş Bankası Kültür Yayınları / Ağustos 2002

 

 

 

Sarkaç

Şiir

 

1. baskı / İş Bankası Kültür Yayınları / Ağustos 2002

 

 

 

Güneş Umuttan Şimdi Doğar

"Türkan Saylan Kitabı"

Söyleşi

 

Eski bir söylence, Tanrı’nın otuz altı iyi insanın yüzü suyu hürmetine dünyayı yok etmekten vazgeçtiğini anlatır. Bu bir masaldır ama, dünyanın yaşanabilir bir yer olmayı erdemler sayesinde sürdürdüğü, gerçektir.

Doğruluk, adalet, merhamet, iyilik, vefa, incelik, çalışkanlık, özveri gibi değerlerle karşılaştığımızda gözümüzün ışıyıp, içimizin ısınması, unutmaya başladığımız insani özümüzle karşılaştığımızı fark etmemizden kaynaklanıyor olmasın sakın?

 

Ya bu değerlerin hepsini birden bir insanda bulmak? İşte bu mucizedir ve bu yüzden de seyrek görünür. Türkan Saylan, seyrek bulunan bu tür insanlardandır.

Yalnızca söyledikleri ve yazdıklarıyla değil, yaşamıyla da öğreten bir öğretim üyesi...

 

Tüm çocukları öz çocuğu gibi gören bir anne...

Hastalığa, hastanın açısından bakmayı; hastayı, hastalığı taşıyan bir organizma olarak değil, insan olarak görmeyi başarabilen bir “arkadaş hekim”...

 

Cüzzamı ülkemizden ve dünyadan silme yolunda büyük başarı sağlamış, bu alanda yaptığı çalışmalarla dünyanın sayılı cüzzam otoritelerinden biri olmuş, Gandhi Ödülü’ne layık görülmüş bir bilim insanı...

Ülkesinin, dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında olmayı hak ettiğine inanan, cehaletle, dogmayla, çıkar ilişkileriyle savaşmaktan geri durmayan bir aydın...

 

Çocukluk arkadaşlarını hâlâ okul numaralarıyla anımsayan, topluma ve insanlığa hizmet etmiş olan herkese vefa duygusuyla bağlı bir dost...

İnsanüstü bir çalışma temposuyla yıllardır halk sağlığı için, eğitim için, çağdaşlaşma için, kadın ve insan hakları için, demokrasi için, ülkesinin ve insanlığın aydınlık geleceği için didinen bir eylemci, bir Cumhuriyet kadını...

Ve daha birçok erdem...

Bu kitapta, belki de uzaktan tanıyıp merak ettiğiniz Türkan Saylan’ın özel yaşamını, mutluluklarını, düşlerini, umutlarını, düşüncelerini bulacaksınız. Neredeyse yetmiş yıllık bir yaşam öyküsüyle gözünüz ışıyıp, içiniz ısınacak.

Güneşi doğuranın aslında umut olduğunu göreceksiniz...

 

Mehmet Zaman Saçlıoğlu

Güneş Umuttan Şimdi Doğar kapak arkası

 

1. baskı / İş Bankası Kültür Yayınları / 2004

5. Baskı / İş Bankası Kültür Yayınları / 2005

 

 

Mehmet Zaman Saçlıoğlu'nun eserlerini online satın alın

 

 

 

Ana Sayfa | English | Kimdir | Hakkında | Söyleşiler | Kitaplar | Yazılar | Linkler | Defter | Aile | İletişim